HÜSEYİN SEZER’DEN ZİHNİN DERİNLİKLERİNE YOLCULUK: “DELİLİĞİN SURETİ VAR MIDIR?”
HÜSEYİN SEZER’DEN ZİHNİN
DERİNLİKLERİNE YOLCULUK: “DELİLİĞİN SURETİ VAR MIDIR?”
Edebiyatı
yalnızca hikâye anlatmanın değil, insan ruhunu ve toplumsal vicdanı
sorgulamanın bir alanı olarak gören yazar Hüseyin Sezer, uzun yıllara yayılan
emeğinin ürünü olan Zihnimdekiler ile okurlarını psikolojik, toplumsal ve
felsefi bir yolculuğa davet ediyor. Kitabının kapağında yer alan “Deliliğin
Sureti Var Mıdır?” sorusuyla dikkat çeken Sezer, romanında akıl, delilik,
vicdan ve kader kavramlarını güçlü bir kurgu içinde buluşturuyor.
Yazarlık
serüveninin bir kitapla başladığını anlatan Hüseyin Sezer, Dostoyevski’nin
yarım kalan “Timsah” öyküsüne yazdığı sonun hayatındaki dönüm noktası olduğunu
söylüyor. Ardından şiirler ve öyküler kaleme almaya başlayan Sezer, ilk kitabı
Özgür Kelebek ile edebiyat dünyasına adım attığını, ikinci kitabı Salih’in Bir
Anda Biten Hikâyesi sonrasında ise asıl yazarlık kimliğini Zihnimdekiler ile
hissettiğini ifade ediyor.
Tam 12
yıllık bir emeğin ürünü olan roman, farklı dönemlerde yazılmış öykülerin ve
yaşam deneyimlerinin tek bir anlatıda birleşmesiyle ortaya çıkmış. Sezer,
kitabı için tek kelimeyle “emek” tanımını yaparken, zihninde biriken
hikâyelerin yıllar içinde bu romanda hayat bulduğunu dile getiriyor.
Roman,
İstanbul’dan Mersin’e uzanan olay örgüsüyle kadın cinayetleri, gazetecilik,
insan psikolojisi ve toplumsal sessizlik gibi güncel meseleleri merkezine
alıyor. Gazeteci Emel karakteri üzerinden hakikat arayışını işleyen Sezer,
gazeteciliğin eserlerinde sıkça yer almasının kendi iç dünyasında taşıdığı
ideal meslek özleminden kaynaklandığını belirtiyor.
“Deliliğin
sureti var mıdır?” sorusunun romanın temel meselesi olduğunu vurgulayan yazar,
toplumun “deli” olarak yaftaladığı insanların çoğu zaman en vicdanlı kişiler
olabileceğini, asıl tehlikenin görünürde akıllı olan fakat kötülüğü içinde
taşıyan insanlar olduğunu söylüyor. Sezer’e göre bu soru, alayla
geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir toplumsal sorgulama içeriyor.
Yazar,
Zihnimdekiler’i yalnızca bir cinayet romanı olarak görmüyor. Ona göre eser,
insanın kendisiyle yüzleşmesini, yaşam ve ölüm karşısındaki sorgulamalarını,
kaderin görünmez ağlarını anlatıyor. Hikâyenin tek bir karaktere ait olmadığını
söyleyen Sezer, “Her hikâye birçok insanın kaderinin kesiştiği noktada doğar.”
diyerek romanın çok katmanlı yapısına dikkat çekiyor.
Umut duygusu
ise romanın en güçlü damarlarından biri. Açılıştaki “Ve bir gün bir çocuk bir
çiçeği sulayacak...” cümlesini barışa ve geleceğe duyulan inancın sembolü
olarak tanımlayan Sezer, edebiyatın insanın aklını özgürleştiren en büyük güç
olduğuna inanıyor. Popüler olmayı değil, toplumsal ve psikolojik meseleleri
kalıcı bir edebiyat diliyle anlatmayı hedeflediğini söyleyen yazar, en büyük
arzusunu ise “Bir Hüseyin Sezer edebiyatı oluşturmak” sözleriyle özetliyor.

Yorumlar
Yorum Gönder